Clubhouse’un geleceği ve reklamcılıkla ilgisi!

03 Şubat 2021 - Çarşamba
Ve yepyeni bir sosyal medya bağımlılığına daha hoş geldiniz: Canlı ses platformu Clubhouse!

Clubhouse, kendisini "insanların her yerde konuşmasına, hikayeler anlatmasına, fikir geliştirmesine, arkadaşlıklarını derinleştirmesine ve dünyanın dört bir yanından ilginç yeni insanlarla tanışmasına olanak tanıyan, sese dayalı yeni bir sosyal medya mecrası" olarak tanımlıyor.

Evet, şu an itibariyle, Clubhouse ayrıcalıklı olmakla övünen, yalnızca davetiyeye dayalı bir uygulama. Ancak davetiye bulamazsanız endişelenmeyin. iOS kullanıcısıysanız, uygulamayı indirin ve bir kullanıcı adı ayırın. İçeride tanıdığınız biri uygulama içinde otomatik olarak bilgilendirilir ve size erişim izni verebilir.

Clubhouse ile ilgili çoğu kişinin artık vâkıf olduğu bu kısa bilgilendirmeden sonra bizim için esas sorunun sorulduğu âna geçiyoruz: Clubhouse dijital medyanın yeni balonu mu yoksa yeni patronu mu?

Clubhouse'daki dinamik, diğer sosyal medya platformlarından tamamen farklı diyebiliriz. Facebook, YouTube, Twitter ve diğerlerinde, kullanıcılar genellikle kısaca düşüncelerini paylaşırlar ve arzu ederlerse yorumlarda sığ ya da detaylı diyaloglara girebilirler. Ancak tüm bunlar, önceden düşünülmüş kelimeler, noktalama işaretleri ve imalar ile tamamlanan reflekssiz bir iletişim bütünüdür.

İşte burada, Clubhouse’u büyüleyici kılan ise alışkanlığımızı hedef alması! Özel mesajlaşma ve yazılı yorumlara burada yer yok. Artık yalnızca sesler konuşuyor. Clubhouse’da, kullanıcılar saatlerce, hatta bazen bir günden fazla, derinlemesine, ilgi çekici konuşmalar yapabilirler. Sesin enstrüman görevi gördüğü bu mecrada onu değer sağlamak için kullandığınızda, bu platformla çok ileri gidebilirsiniz.

“Sadece sesin var olduğu yeni sanal topraklar: Clubhouse!”


Elbette konuşmacı olarak katıldığınızda bu platform zevkli bir sosyal medya aracı olarak diğerlerinin arasından sıyrılabilir. Ancak dinleyici olarak katıldığınızda işler biraz kaotikleşiyor. Her ne kadar söz isteme hakkınız olsa da moderatör sizi “yukarı çekmediğinde” kendinizi diğer platformlara göre pasif ve elleri kolları bağlı hissedebilirsiniz. Özellikle kalabalık odalarda söz almanın zorlaştığı Clubhouse, kullanıcılarda bir rekabet hissini uyandırmasının yanı sıra uygulamaya karşı ilgisiz de bırakabilir.

Sohbet arayüzünü “konuşmacılar”, “konuşmacıların takip ettikleri” ve “diğerleri” olarak farklı segmentlere ayıran platform, akıllara bir nevi kast sistemini getiriyor diyebiliriz. Halihazırda diğer uygulamalardan alıştığımız “Following” ve “Followers” sisteminin yer aldığı Clubhouse, kullanıcının ilgi alanına göre yakın gördüğü kişiyi takip etmesini amaçlasa da bu durum diğer sosyal medya platformlarındaki kullanımı gibi popüler olma amacı güdüyor, ŞİMDİLİK. Ancak yenilemek gerekir ki Clubhouse’u diğer platformlardan ayıran öğe herhangi bir görüntü içermemesi. Burada insanlara sunabildiğiniz tek veri, sesli fikirleriniz. Herhangi bir estetik kaygıya uyum sağlamaya gerek duyurmayan bu platformda zaman geçtikçe ünlü kişileri, influencerler’ı ve fenomenleri takip etmenin anlamı değişebilir hatta anlamını yitirebilir.

Katılımcı sayısının fazla olduğu odalarda görünebilirliğinin de azaldığını düşünürsek konuşmadığınız ânda profil resmi olan bir “hayalete” dönüşebilirsiniz. Ancak ilgi alanınıza göre canlı bir podcast dinlediğinizi düşünürseniz “hayalet olmak” diğer işlerinizle uğraşırken daha verimli olmanızı sağlayabilir. Bununla birlikte içeride daha önce hiçbir yerde duymadığımız, görmediğimiz kişiler kıvrak zekası ve konuşmacı yeteneği ile öne çıkarak Clubhouse masasında başa oturabilir. Kısacası Clubhouse’u yeni “patron” eden unsur amacına uygun yepyeni bir kullanım çeşidi olurken “balon” eden unsur ise diğer platformları kullanma şeklimizi buraya aktarmak olur diyebiliriz.

Tabii ki burada Clubhouse’a pek çok yenilik düşüyor. Her ne kadar dinleyici ve konuşmacı konsepti bu uygulamanın iskeletini oluştursa da dinleyici tarafa bir takım reaksiyonlar vermek uygulamayı “ilkelce” kullanmanın önüne geçebilir. Unutmayın, minimal tepkiler her daim çalışır. Örneğin, konuşmacılar her ne kadar istedikleri zaman söz alabilseler de bir fikre katıldıklarını belli etmek adına mikrofonlarını aç-kapat yaparak alkış etkisi yaratıyor. Öyleyse dinleyicilere de zamanla like-unlike hakkı verilmeli midir, ne dersiniz?

Clubhouse odalarında marka olarak yer almak

Varlığını Mart 2020’den bu yana sürdüren Clubhouse, Elon Musk’tan Kanye West’e kadar pek çok ünlü insana ev sahipliği yapıyor. Bunun yanı sıra reklamcılık sektöründen bilişim sektörüne kadar kısacası çeşitli alanlarda uzman kişilerin katılımını sürdürdüğü bir mecra olarak her geçen gün Türkiye ve Dünya’da büyümeye devam ediyor.

Katılımının bu denli hızlı arttığı bir uygulamada markalar da el kaldırmanın yollarını arıyor. Öncelikle hızlı davranmanın bu platformda negatif dönüşler getirebileceğini söylemeliyiz. Her viral hareket işe yaramayabilir. Bu sebeple markalar, varlıklarını yalnızca başlıklarda yer alan isimlerini popüler programlarla ilişkilendirmek yerine daha efektif, daha etkileşimli ve daha kalıcı çözüm önerilerini dikkate almalı.

● Örneğin, bir içecek olarak kola, marka adıyla birlikte -üretim sürecinde nelerden geçiyor, nasıl kontrol ediliyor, şehir efsaneleri gerçek midir, kampanya sürecinde esas olarak nelere dikkat ediliyor, nelere destek veriyor ve gelecek yıllarda nasıl bir değişim geçirmeyi planlıyor- gibi sonsuz konular üzerinden sayısız konuşmacıya yer vererek saatlerce süren ve eşi benzeri olmayan şeffaf bir muhabbetle Clubhouse üzerinde etkili bir iletişim yolu izleyebilir.

● Bunun yanı sıra biyografi kısmında meslek ünvanlarına yer vermek Clubhouse’da oldukça önem taşıyor. Bu sayede ilgi alanınıza göre takip etmek istediğiniz kişileri takibe almak kolaylaşıyor. Bu durumdan yola çıkarak bir bankanın Clubhouse’da yer almak istediğini düşünelim. Bankada çalışan çeşitli ünvanlarda kişiler, sektör hakkında bilgi verici konuşmalarla markanın inovatif bakış açısını yansıtabilir.

● Topluluklara ilham verme ve kültür geliştirmek açısından da Clubhouse doğru bir yer olabilir. İnsanların kendileriyle özdeşleşebileceği, yeni bakış açıları kazanabilecekleri, farklı fikirleri keşfedebilecekleri, ortak tutkuları yakaladıkları bir yuvarlak masa düşünün. Burada marka olarak tek ihtiyacınız başlıkta yer alan bir motto olabilir. İnsanlar bağlantılarını güçlendirmek için topluluklara ait olmak ister. Markalar bu topluluklardan faydalandığında, güvenirlik ve bilinirliklerini artırır.

Clubhouse, kitleler için şu anda sanal bir toprak kapmayı temsil ediyor. Onu erken benimseyenler şimdiden büyük bir kitle toplama fırsatına sahipler. Akıllı girişimciler, yatırımcılar, eğlence sektöründekiler ve sanatçılar en kısa sürede bu altın hücumuna girmeli ve bir izleyici kitlesi oluşturmak için çalışmalara başlamalı. Zira üç ila altı ay içinde Clubhouse, bir saraya dönüşebilir!
PAYLAŞ